T. Nhat Hanh'a...
- aksaliha
- 23 Oca 2022
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 4 Mar 2022
''Eve dönün ve kendinize iyi bakın. Bedeninizin size ihtiyacı var, duygularınızın size ihtiyacı var, algılarınızın size ihtiyacı var. Izdırabınızın sizin tarafından fark edilmeye ihtiyacı var. Eve dönün ve bütün bunlar için orada olun.'' diyordu T. Nhat.
Bildiğim bütün kavramların, tüm sanmaların ve düşüncenin yanılmasıyla belki yansımasıyla yeniden öncesi tüm geçmişi iyileştirmeye karar verdiğimiz bir sürecin içine girdik. Hiç farkında olmadan bir bilinmezlikte olduğum bunca zamanın neredeyse hiç bir anında orada olamadığım sabah uyanınca yüzümü bile yıkadığımı fark edemediğim, bir mandalina soyarken asla dikkat etmediğim, kimsenin sözüne aldırış etmediğim ya da öyle sandığım koca bir uyku içinde olduğumu anlamamı sağlamıştı T. Nhat.
2021'in son 6 ayı bir kaosla geçmişti, asla benim bir şeye karar veremediğim ve buraya kadarki yaşamımda hiç bir şeye ya da hiç kimseye duymadığım kadar bir bağımlılık ve kaygı ve korkuyla. Şunu anladım ki eğer bir kişi bile yardım etseydi şimdi bu farkındalık pratiklerinin hiç biri hayatımda olmayacaktı. Belki durumu yine yıllardır yaptığımız gibi kısa vadeli halledecektik ama pat diye karşımıza çıkacaktı yine hiç olmadık bir yerde, sonra anladım mesele aslında bu sene değildi mesele ilk doğduğumuz andan bugüne kadarki bir meseleydi. Dışarısı savaş sanıyordum, içim öyleymiş meğer.
Budizm'de şöyle bir söz var '' eğer tek bir günah varsa o da insanın kendini bilmeden geçip gitmesidir bu dünyadan.'' Bu cümle ilk duyduğumda da etkileyiciydi ancak şimdi içinden geçerken sadece etkileyici değil, yıkıcı, dönüştürücü, değiştirici. Kendini bir devrim niteliğinde. Yüzleşmeler çok zor, çünkü derinlerdeki ilk yüzleşmeler aileyle başlıyor. Aile tanrı gibidir bir yerde asla eleştirilemez, sorgulanamaz. Sorgulama başladığında sonu gelmiyor muhteşem eziciliği altında tüm eylemlerinin otomatik öğretilenler olduğunu gördüğünde şaşırmaktan bir adım öteye gidemiyorsun.
Ekim ayının sonlarında bir yolculuğa çıkmıştım, çıkmadan önce biletimi ve rezervasyonu ilk önce iptal ettirdim çünkü o kadar korkmuştum ki hayattan sanki herkes o kadar sandığım gibi çıkmıştı ki gidemem diyip iptal ettim. İptal ettikten sonra gece şunu düşünmüştüm sanki yıllar önce hiç dil bilmeden Fransa'ya giden tek başıma Çekya'da 4 gün dolaşan ben değildim, ne olmuştu şimdi hem de yaşım daha büyükken ve kendi paramı kazanabiliyorken? O gece gitmeye karar verdikten sonra tekrar yola çıktım eğer bunu o zaman yapmasaydım belki bir daha hiç yola çıkamayacaktım o korkuya tutunacak, büyütecek ve hapsolacaktım.
İnsan bir şeye karar verdiğinde ve bu şey iyi niyetli olduğunda evren kesinlikle küçük detayları onun yerine hallediyor artık bundan o kadar eminim ki..
Tek başıma çıktığım o Gökova kasabasında bir sürü aynı düşünceye sahip insanla karşılaştım bir kaçıyla hala görüşüyoruz. Aynı sorgulamaları yapan ve kendini Muğla'nın küçük kasabasına atan bir grup marjinal insan diye bakılırdı büyük ihtimalle dışarıdan. Çünkü anlattığımız şeyler maddi anlamda açlık, susuzluk değildi ama özde büyük bir açlık çektiğimiz kesindi. Ruhumuz ıstırap içindeydi ve bunları gündelik hayatımızdaki insanlara anlattığımızda kesinlikle şımarık diye değerlendirildik ama öyle değildi. Hayatta her türlü sınırın, bilginin yanlış olabileceği gibi bu düşüncelerde tümüyle tam değildi. Bunu başkası söylese eskiden gülerdim ama şu bir gerçek ki çok az şeye sahip, yoksul gibi görünen bir kimsenin huzuruna asla erişemeyebiliriz!
Bir yere tek başınıza gittiğinizde kimseye bağlı kalmadan bir sürü şey yapabilirsiniz. Marmaris'e geçmeden bir gün önce Gökova'da Hasan amca diye biri çıktı geldi. Hasan amca 60'lı yaşlardaydı biraz hayat üzerine konuşurken sosyolojiye merakı olduğu için okuduğumuz ortak kitaplardan konuştuk sonra bana neden tek başıma geldiğimi sorduğunda ağlamaya başladım o kadar yıprandığımı hissediyordum ki hayattan tamamen enerjimin tükendiğini yeni bir şeye başlayacak adımımın olmamasından korktuğumu anlattım. Bana şunu anlatmıştı ilk çocuğu olduğunda çok korkmuş hayattan ve demiş ki ben baba olmayı bilmiyorum beceremem, en iyisi ben çocuğumla çok yakın arkadaş olayım ve hala çocuklarımın en yakın arkadaşıyım demişti bana o zaman alternatif bir hayattan bahsetmişti aslında. Tek değil, sınırlı değil, olması gerektiği gibi, başkalarının olmasını söylediği gibi değil. Tamamen kendince yapabildiği, o kadarını bildiği için yapabildiği bir şey...
Orada ilk uzun bilinçaltı seansından çıktığımda kısacık olan odamın yönünü ilk önce bulamamıştım. Kendim sandığım şeyin altından bambaşka biri çıkmıştı. Anlattığım şeyin altından bambaşka biri. Kendime bambaşka bir kimlik verip bir de onu kendim sanıp yaşamak nasıl bir yanılgıydı ve bunu oraya gitmeseydim hiç yapamayacaktım belki de.
Hayatımızda karşımıza çıkan iyi rehberlerin en önemli özelliği yönlendirme yapmaları, sürekli beslemeye devam etmeleri. Tatilden dönünce de hayatımda bir anda spiritüel rehberler, kendine human design diyenler, Jungien terapistler, şifacılar ve beni en çok sakinleştiren budist öğretmenlerle doldu etrafım ve beni en çok kendimle tanıştırmakla, gördüğüm sandığım her şeyin ben olduğumla, bildiğimi, anlattığımı sandığım hiç bir şeyin ben olmadığımla meşguldüler.
Thich Nhat'la tanışmam böyle bir döneme denk gelmişti, bana şu an yazı yazarken parmaklarımın klavyeye dokunmasının hissettiğim güzelliği, sabah yataktan kalkarken ilk hangi bacağımı kullandığımı, derinlerdeki öfkenin ne büyük olduğu, düşüncenin gerçek olmadığını, zamanı bölmemeyi, her anın sadece içinde olmayı ve evimin aslında içimde olduğu ve tabi ki tek gerçeğin sevgi ve şefkat olduğunu..
Şimdi artık yetişilecek ya da geç kalınmış bir mekan yok. Geç kalınmış ya da gelecekte yaşanılacak bir zaman yok. Tümüyle yanlış ya da tümüyle doğru yok. Nefes var, çünkü sadece ve en gerçeğimiz o. Nefes alıyorsak hayattayız ve şu andayız. Nefes almak en yakın arkadaşımız, sevgilimiz, ailemiz.
Thich Nhat'ın çevirdiği Prajnaparamita mantrası benim tekrar doğuşumu sağladı. Orada mükemmel bilgeliğin kümelerine ışık tuttu ve onları da boş buldu..(Burası okuyana pek bir şey anlatmayabilir bu konuda derinleşmek gerekir).
''İnsan mükemmel bilgeliğin büyük bir mantra, en yüksek mantra, emsalsiz bir mantra, bütün acıların emsalsiz bir yok edicisi, bozulmayan doğru olduğunu bilir. Bu yüzden Prajnaparamitanın mantrası duyurulmalıdır. O şudur. '' Diğer kıyıya gitti,gitti, gitti, bir arada diğer kıyıya gitti. Ey uyanış! Herkes selamlasın!'''
Thic Nhat Hanh



Yorumlar