top of page

Kültür Böyle Bir Şey

  • aksaliha
  • 11 Oca 2024
  • 2 dakikada okunur

Geleneksel eylem arayışında eylemleri tasvir etmek için genelde organik metaforlara başvurulur: Çatışma burun buruna, kavga göğüs göğüse yapılır. Adalet göze göz, dişe diştir. Görüşmelerde kalp kalbe karşıdır. Dayanışma omuz omuzadır. İnsanlar yüz yüzedir. Dostluk kol kola yürür. Ve değişim adım adım, yavaş yavaştır.


Mekan Savaşları


Bu yazımı bir şeye ithaf etmem gerekirse kesinlikle bir kaç ay önce yazdığım ''kültür böyle bir şey değil'' başlıklı yazıma ithaf ederim :)

Şimdi bunu yeniden güncellemem gerekirse, evet Kültür Böyle Bir şey :) Tam olarak böyle...


Selam millet,


Burayı biraz hızlı geçip yazıya gömüleyim, çünkü hepimiz acayip yorulduk bence ancak yeni bir şeyler de oluyor en azından ben biraz kollektif enerjiyle haşır neşir olduğum için öyle numerolojik şeyler okuyabiliyorum biraz biraz ama konumuz hiç burası değil. Yani burası şey gibi, buraya kadarki bizden aşırı sıkıldık ama çok da alışmıştık bu bataklığa, şimdi bize iyi gelen şeyleri biliyoruz, farkındayız da ama nasıl buraya kadar geldiğimiz yeri bırakacağız ki?


Öyle bir bırakacağız ki, yıllar sonra bugün burada kendini bırakanlar kendine teşekkür edecekler, ama neyse konumuz bu değil olduğundan ben kültür arası bir bağlamla konuya devam edeceğim.


Kültürler, kültür çatışmaları ve özellikle kurum kültürü temel ilgi alanlarımdır, hiç birini benimsememekle birlikte birilerinin ciddi benimseyişlerinde hayat bulurum.


Şimdi bir kurum kültüründe iki kendini ciddi benimsemiş yön verenler arasındayım. Ve cidden bundan sonrasını çok merak ediyorum. Kendimi çok merak ediyorum. Taktiklere hiç bir anlamda, hiç bir ilişki türünde hala inanmadığım en fazla orta vadeli sürdürülebilir bulduğum bir dünyada tabi ki doğaçlamayım yine.


Yakınlık fikri bir sorunsuzluk timsalidir, acı çekmeden edinilmiş alışkanlıklar, alışkanlık olduklarından çaba istemez ve endişe yüklü tereddütlere mahal vermezler. Bu cümle benim değil bir yer de babamız Zygmunt Bauman'ın cümlesidir. Şimdi burada bizler bulunduğumuz kurumlarla birlikte bir dönüşüm içindeyken yakınlık fikrini sorunsuzluk timsali olarak verirken ve hem acı çekmeden hem de edinilmiş alışkanlıklarımız olmadan bir yol izleyeceğiz. Böyle yapmadığımız her yol asla sürdürülebilir değildir. Bauman bu dünyanın akışkan, belirsiz bir dünya olduğunu söylerken çok haklıydı. Bizler bu belirsizlikte cidden doğaçlama takılmazsak mutlu olamayacağız. Sonsuz mutluluk yok biliyorum ancak her şeyi planlayarak bir dünyada daha asla sonsuz mutluluk yok sadece bunu daha çok biliyorum.


Kendimi merak ediyorum.

Kendimi ve buraya kadar getirmeye çalıştıklarımın (haa hepsi gün sonu elimde patladığı için özellikle tutunduğum şeyler değil ancak yine de çok var.) nasıl doğaçlama takılacağını çok merak ediyorum.


İstisnasız herkesin tapacağı kişisel kahramanlar ve istisnasız herkesin öyküneceği kalıplar olarak vitrine konan zenginler bir zamanlar, yaşamları çalışma etiğinin ve ona tamı tamına sadık aklın iyicil etkilerinin örnekleri olmuş, '' kendi çabaları ve yetenekleri ile bir yere gelmiş insanlardı.''



ree















 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Başlık Bulamadım

Biz ölümlüler, Âdem ve Havva’nın çocukları olarak hayatı böyle yaşayabilir miyiz?İstikametini, akışını, yerini yurdunu bulmuş; serazat bir akışla kendi varlık nehrinde akan bir hayat… Ama arkadaşlar,

 
 
 

Yorumlar


  • Twitter
  • LinkedIn

©2020, S.Akin tarafından kurulmuştur.

bottom of page