Modern Hayatın Modern Kadın Yazısı
- aksaliha
- 4 May 2022
- 3 dakikada okunur
Burada bir alıntıya yer vermeyeceğim. Yazı boyunca vermeyeceğim gibi ama verebilirim de bakalım akışa göre. Modern hayatın modern kadın yazısı biraz da ironidir. Bana kalsa modernliğe dair burada modern kelimesini çağdaş anlamda kullanmıyorum modernite anlamından bahsediyorum, moderniteyi deler geçerdim, ki zaten öyle yapıyorum.
Selam millet,
Moderniteye girmeyeceğim hiç, bize çok okuttular yüksek lisans 1'de bir dönem ama o zaman da sevmemiştim daha doğrusu pratikte ve özünde uygulanabilirliği olmadığını biliyordum ama görünen buz dağını seviyoruz ve öyle olmasını istiyoruz diye modernite uzun bir dönem epey tuttu. En temel anlamıyla 2+2=4 mantığı, yani kesinlikle 4'e eşit ve hep her yerde böyle olun mantığı gibi. Aslında 2+2 her zaman 4 değil (bu arada matematikte de değilmiş cidden ) ama insanlara bir şey vermek istiyorsunuz ya da sizden hep net ve sabit olmanızı istiyorlar diye siz yine 4 diyin gibi bir şey söylüyor. Kimsenin zihni karışmasın zaten yeterince karışık, olanı söyleme kardeşim duymak istediğini ver gibi bir mantık oturtmuşlar bayağı da gittiler böyle ama sonra zapt edemeyince literatürü postmodernite, akışkan modernite falan diye devam ettirdiler. Sonra literatür daha da ileri giderek queer teorilere falan gelindi ama derken işler iyice karışmış gibi, illa tanımlamamız gerekiyor çünkü zihnimiz tanımlamaya alışık, diğer türlüsü bizi korkutuyor..
Şimdi bırakalım bütün bu literatürü ve birbirimizi tanımlama arzumuzu falan, çünkü birbirimizi tanımlarken ve insanlarda kendilerini tanımlarken apaçık yalan söylüyorlar ama yalan söylediklerinin de zaten farkında olmadıkları için sorun yok, kim olduğumuzu tanımak içim eylemlerimize bakmamız yeterli aslında fakat eylemlerimizin farkında olmadığımız için, eylemlerimizi bir anlık arzular, hırslar, korkular, pişmanlıklar yönettiği için bakamıyoruz bu arada, zihnin oyununa kanıp ben böyleyim, ben aslında böyle değilim gibi şeyler söylüyoruz ama aslında eylemlerimize bakabilirsek kim olduğumuzu anlarız ve o kim olduğumuz yani o zamana kadar olduğumuz şeye de tutunmayız. Burası tutunduğumuz kimlikten çıkış noktasıdır, o kimlik bizi çok rahatsız ediyor zaten tutunmayın, farkındalıkla buradan çıkış mümkün.
Yıldırım Türker'in bir yazısı vardı, alıntı yapabilirim demiştim tam akışa uyuyor bence, onu yazacağım galiba birazdan aklıma o geldi. Bence tüm bu kimliklerden, olaylardan, durumlardan, toplumsal hayatta öğrendiğimiz her şeyden bir çıkış yolu var. GÜLMEK. Gerçekten öyle, bazen çok saçma davranıyoruz ve karşımızdakiler de çok saçmalıyor ama bu saçmalamaların en güzel tarafı insan olmanın hazzına dahil zaten. Yıldırım Türker gülmek eylemini bireyin ruhsal yolculuğunun başlangıcı olarak görüyor ve ben buna çok katılıyorum. ''Daha çocukken bize gülmeyi yasaklayan, zekanın en önemli çıkışını tıkayarak beslenmemizi kısıtlayan otorite, insan olmanın hazzına düşman.'' Harika bir cümle, insan olmanın hazzını niye engelliyoruz hiç anlamış değilim. Ciddi olmak büyük mesele, somurtkan insanlara niye saygı duyuluyor zaten aslında saygı duyulmuyor korku devreye girip saygılıymış gibi davranmaya zorluyor ama gerek yok. Yazık somurtkan insanın kendine toleresi yok bir kere başkalarına nasıl olsun somurtup duruyor işte bütün gün. Bu arada gökyüzü de 2019-2021 seneleri arasında insana saygıyı öğretmeye çalıştım diyor ama kim ne kadar nasiplendi gerçek saygıdan bilemiyorum. Richard Sennett'in saygı adlı bir kitabı var okuma listelerimde, onu okuyunca saygı kısmını biraz açabilirim.
Modern hayatın modern kadın yazısı benim uydurduğum bir başlık, modern hayat diye bir şey yok, çağdaş görünümlü ilkel zihinlerimiz var. Çağdaş görünümlü kadınlar ya da erkekler var. Zihinler oldukça ilkel ve eğitilmeye aç. Zihnimizi eğitmeye gülmekle başlayalım nolur. Buraya kadar her şey zihnin eğitilmemiş olduğunu vurguluyor, zihnimizi eğitebilirsek, kendi kaderimizi yeniden çizebilir ve hayatla bize öğretilen hayat arasında sıkışıp kalmayız.
Gülelim, kahkahalarla bir dünya mümkün. Somurtuk da kendi içinde bin pişman yaptıklarına. Korkuyu saygı sanmayalım. Gerçek saygı gülenlere duyulur ve sadece gülenlere saygı gösterebilenler korku unsurundan çıkıp zihni eğitebilmiş olanlardır. Modern hayat, medeniyet, şöyle kadınım, öyle erkeğim diye kendimizi kandırmayalım. Bebek zihnimizi daha yeni büyütebiliyoruz ve buraya kadar olanlar zaten kendimizi eğitebilelim diyeydi...
Farkındalıklı bir hayat dilerim sevgili okuyanlar...



Yorumlar