Kova Dolunayı
- aksaliha
- 13 Ağu 2022
- 2 dakikada okunur
Merhabalar,
Yazmayacaktım ama yılın son süper ayına karşı yazmak istedim sanırım. Gökyüzüne bakınca çok etkileyici bir gezegen görüyorum, yılın son dünya gezegenine yakın en süper ayı. O yüzden olabildiğince tadını çıkararak izleyelim çünkü bu muhteşem bir durum. Bu ay dün gece tüm dünya gezegenini ve benim balkonumu tamamen aydınlattı. Nelerle yüzleşiyoruz kendi içimizde? Uzun bir yazı olmayacak bu.
Çok fazla özgün olmaya çalıştım. Çevremdekilerden özgün olmaya daha doğrusu. Bu dolunayda da aslında hiç özgün olmadığımı farkettim. Bildiklerim kendi düşüncem değildi. Çevremden özgün olayım derken okuduklarımın, izlediklerimin esiri olmuşum bu sefer de. Düşüncelerin insan beyninde hala nereden geldiği bulunamamış ama en azından 3 nesil anne ve 3 nesil babaya kadar dayandığını biliyoruz. Zihnim tüm bunların getirdikleri ve üstüne okuduklarım, yazdıklarım, konuştuklarım, başkaları konuşurken iyi bulduğum cümleleri almamın esiriydi. Zihnim gerçekten çevremdekilerdi ama hiçbirimiz de aslında bu değiliz. Öfkelerim alıntıydı, belirsizliklerim alıntıydı, korkularım bana aktarılanlardı, insan bedenimin bu dünyada deneyimlediği şeylere hem minnettardım hem de korkuluydum, hem cesurdum hem de ürkektim. Hem ürkekliğimi gizlemek için daha ateşli savunmalara girebilirdim hem de cesaretimi karşımdakinin korkaklığını görüp gizleyebilirdim. Hazlarım bugüne kadar bildiğimiz şeylerdi, keyiflerim sadece deneyimlediklerimdi ve bunlar oldukça kısaydı. Keyfin ve hazzın çok kısa, mutlak güvenin ve şüphesizliğin çok kısa olduğunu deneyimledim. Yani böylece hiç özgün olmadım aslında. Başkalarının, ötekilerinin deneyimlerine tanıklık ettim çoğu zaman ve bana katılmaları için bazen izin verdim bazen reddettim. Böylece salt olan mutlak arayışım bitmişti ve zaten bunun gerçek olmadığını kanıksamıştım evet bir tek özgünlüğüm varsa o da budur ki mutlak hiç bir şey'in olmadığını kanısına varmıştım. Mutlak sevgili, mutlak sevilen, mutlak sevilecek, mutlak öfkeler ve kızgınlıklar, mutlak kızgınlıklar, mutlak hatırlayışlar ve unutuşlar ve mutlak dedikodular...
Hepsi oldukça geçiciydi ve yaşanırken sonsuz gibi geliyordu. Bu dolunay bana bunları hatırlattı. Kalıplar çok kolaydı, kalıplarda yaşamak, öyle inanmak, öyle anlatmak çok kolaydı ve insanın hep kolayın peşinde çok hızlı koştuğunu gördüm. Hızlı koşarken de durmanın verdiği keyfi yaşayamamasını gördüm. Bu kadar.
Hiç bir şey değilse bile ay hiç olamadığı kadar ve en azından bu sene bir daha olamayacak kadar dünyaya yakın.
Seyredelim. Seyretmenin de kendine özgü bir cilvesi vardır. Sadece seyretmenin verdiği coşkuyu tadalım...



Yorumlar