Kendi açılımlarımızı nasıl yaparız?
- aksaliha
- 8 Şub 2022
- 7 dakikada okunur
Yazıyı okuyan herkese merhaba! Güzel bir gün ve haftanız olsun. Yağmurlu bir hava, yanında kahve, covid tatili birleşti hayat hadi biraz kendine zaman ayır dedi bu mesajı aldım kabul ettim. Yazı başlığını açıklayacağım. Açılımla ilgili komik bir gerçek kesit de paylaşacağım sonra kendi açılımlarımızı nasıl yapacağımızı anlatacağım tabi en başta kendi deneyimlerimle... Bu yazıda hiç alıntı kullanmayacaktım konu başlığı da belliydi, özgün bir yazı olmasını istedim ancak sadece bir tek yerde kullanacağım o da Rousseau'dan. Onun 2019'da okuduğum yine anladığımı düşündüğün ama bugünlerde daha çok özdeşleştiğim (bugünlerde geçmişe dair her şeyi idrak etme ve gelecekle özdeşleşme gücüm var) bir cümlesine ihtiyacım var.
Bir yerden başka bir yere iyi bir sıçrama ve bambaşka bir dönüşümle çıkmak için hayatın önce bizi son levelde iyi bir test ettiğini düşünüyorum hatta düşünmüyor bizzat tanıklık ediyorum ve evrene sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Testten geçerken olabildiğince iyi niyet ve doğru eylemleri uyguladığımızda yüksek bir sıçrama kesinlikle mümkün. En büyük yapmamız gereken şey iyi niyet ve farkındalıkla doğru eylem pratikleri. Şundan artık eminim bırakın evren, Tanrı, İlahi güç, enerji, insan kılığına girmiş melekler, büyük üstadlar, ermişler, erenler, evliyalar, bilgeler, bilgili kişiler yani adına ne demeyi tercih ederseniz işte sizin yerinize küçük detayları halletsinler ki hallederler.
Yazı başlığı şuradan geldi, ofiste çok sevdiğim bir abim var ben ilk kendimle ilgili açılımlardan bahsederken hepsi dalgayla karışık gülerdi bugüne kadar yaptığım bir şeyi asla yapmadım hiç sinirlenmedim onlara hep sevgiyle ve şefkatle yaklaştım, o abi geçen hafta kendi açılımlarımızı nasıl yapıyoruz dedi! İşte bu çok büyük bir olaydı bir kişi dönüşmeye başlarsa çevresindeki herkes dönüşmeye başlar, etrafa keyif ve neşe saçılır. Açılım konusuyla ilgili gerçek bir kesit de şöyle oldu karşımda oturan arkadaş bana hep ya sen hangi dili konuşuyorsun biz anlamıyoruz diye söylenirdi bu hafta bu arkadaş Muş'lu bir arkadaşına bizim katıldığımız sevgi şefkat etkinliklerini, karmalarımızı nasıl hallettiğimizi anlatmış ve kendi açılımlarını yapıyorlar demiş. Muş'lu arkadaşın açılımdan bildiği tek şey Kürt açılımı olduğu için ona ''aman kanka açılım falan deme, bizim başımız çok yandı ondan'' demiş. Buna çok güldük yazarken de gülüyorum. Tabi benim karşımda oturan arkadaş öyle olmadığını anlatmış ama çocuk hiç anlamamış. Bana sabah dedi ki Saliha seni çok iyi anladım bilmeyen bir kişiye anlatmak ne zormuş google'dan aratıp anlattım yine olmadı dedi.. Burası böyle keyifli kısa bir anıydı.
Artık giriyorum konuya, bundan sonrası ciddi farkındalıkla ve dikkatle okumanız tavsiyedir. Birimiz iyileşmesi çevremizdekilerinde sırayla iyileşmesi demek.
Eğer hayatınızda bir yerde sürekli aynı döngüleri yaşadığınızı düşünüyorsanız, aynı olaylar, aynı düşünceler tekrarlıyorsa Stop! Durun! 1. Adım her zaman durmak!
Durmak, insanın yaptığı en zor şeydir. Ben asla duramayan biriydim ve işin biraz garip yanı ben hep hareket halinde olmamla övüldüm. Bu kız kalkıyor üniversiteye İzmir'e gidiyor, oradan İstanbul'a gidiyor bir ara üniversite okurken Ankara'ya yerleşmeye karar veriyor, oradan Fransa, oradan Bursa ve sorun şu hep gidebilir, hep arayış var çünkü ve çevremdekiler ya helal olsun biz gidemiyoruz falan diyorlar ben de diyorum vay be özgürüm ! Hayır arkadaşlar bir dakika öyle değil, bu bir özgürlük değil! Ben de neyden kaçtığımı bile bilmeden bir kaçış var, çevremdekilerinde de onları tutanın ne olduğunu bilmeden müthiş bir hapsolmaları ve bunu asla irdelememeleri söz konusu. Tabi bunu durduktan uzunca bir süre sonra anladım. Durmak ne demek peki?
1. Adım: Durmak
Durmak, her şeyde durmaktır. Burada evde oturun ve hiç bir yere gitmeyin kimseyle görüşmeyin gibi bir durmaktan bahsetmiyorum. Ben durmak pratiğini, hayata en fazla karışmak durumunda olduğum bir dönemde yaptım. En fazla metro, otobüs kullanmak, en fazla insanlarla konuşmam gereken, en fazla araştırmam gereken bilmediğim kulvarlardan geçerken yaptım. Durmak , zihne gelen tüm tepkileri ciddiye almamaktır ve o tepkilere tutunmamaktır. Bırakın bir düşünce ya da duygu sürekli gelir sürekli sürekli. Ona tutunmayın. Durun ve sadece izleyin sonrasında ne yapmanız gerekiyorsa yapın. Bir işi mi çözmeniz lazım, bir yere mi gitmeniz lazım sadece o kadar. Hiç bir duyguya, öfkeye, tutkuya, arzuya, pişmanlığa, öfkeye tutunmayın. O öylece gelip geçsin. Geçerken de gülümseyin hatta ironik bir tavırla şöyle diyebilirsiniz gelen düşünceye sen bir alışkanlık enerjisinden gelen duygusun, düşüncesin yıllardır senin dediklerini yaptım pek işe yaramadın artık sana katılmıyorum. Böyle olunca noluyor? O sizin sandığınız, size gelen duygu, düşünce, öfke, vicdan azabı, pişmanlık, keşke öyle yapmasaydım, şurada şöyle yapacağım gibi söylemlerin hepsi bir süre sonra size yaklaşamıyor. Asıl özgürlük burada başlıyor işte arkadaşlar! Tutunmak insanın dramatik bir yönü, acılarımıza ve geçmiş travmalarımıza çok fazla tutunuyoruz. Bize konfor alanından sakın çıkmayın, dışarısı çok kötü diyen insanlara çok fazla tutunuyoruz. Neden tutunuyoruz çünkü biz korkuyoruz bize gelen düşünceler sakın gitme diyor. Bize gelen düşünceler şişkin ego ve kibir dolu. Geçen bir arkadaşla konuşuyoruz biri şuraya gitti ve onun oraya gitmesine çok üzüldüm çok sinirlendim diyor. Yahu mesele gitmesi mi yoksa oraya gitmesi mi? Mesele oraya gitmesiyse orada ego çalışıyor hala adamı bırakmışsın zaten gitmiş nereye gittiği neden önemli? Nereye gittiği önemliyse ego çalıştırılıyor gerçekten gittiği önemli olsaydı içe dönüp bakabilirdik ben ne yaptım da gitti diye. Bu düşünceler geliyor sürekli işte. Ama düşüncenin gerçek olmadığını artık biliyoruz. Hiç bir düşünce gerçek değil ve o düşünceye tutunmazsanız bir buçuk saniyede gidecek. Benim en büyük açılımım bir düşünceye 3 yıl tutunmamdan geçiyor ki şimdi gülüyorum ama kendime de kızmıyorum, suçluluk çalıştırmıyorum aksine şevkatle yaklaşıyorum çünkü o düşünceye o kadar tutunuyor olmasaydım bugün bunları yazıyor olamazdım ve bugün bambaşka bir düşünceye tutunurdum. Özgürlüğün tutunmamak olduğunu anladım. Bir düşünceye, bir mekana, bir zamana, bir duyguya.. Özgürlük diye bir şey varsa o da şudur! Her neredeysen farkındalıkla bir tek orada kalabilmek! Orada kendine bir alan açabilmek. Tüm duygulardan ve düşüncelerden uzak. Farkındalıkla kalabilmek! Tek bir özgürlük vardır o da şu an sadece burada bu yazıyı yazıyor olmam ve yazarken her kelimeyi görüyor, her kelimeye dokunuyor olmam.
2. Adım: Farkındalık
Farkındalık, durmaktan sonra en büyük adım. Ben şu an neredeyim ve ne yapıyorum. Tek gerçek bu. Şu an nefes alıyorum, şu an nefes veriyorum, şu an bir konuşma içindeyim. Eğer bugüne kadar her şeyi bilinçli bir farkındalıkla yapmış olsaydım şu zamana kadar gelen yaşamımda hiç bir şeyi yapmazdım ama bu hiç bir şeyi de yapmasaydım bu mucizeye erişemezdim. Bu bir paradoks gibi duruyordu önümde ve sanıyordum ki bu paradokstan kaçış yok. Hayır paradoksu çözdüm. Hem de kaçarak değil! Bu paradoks bana gelen her duyguya ve düşünceye olabildiğince kaçmaktan değil, olabildiğince kendime dönüp şefkatle bakmaktan geçti. Bu düşünce nedir? Bu acı nedir? Bu ego nedir? Olabildiğince kendimize dönüp bakarsak hiç bir acı ve düşünceye tutunmayız. Olabildiğince kendimize dönerken de her şeyi ve herkesi suçlama enerjisinden çıkmamız gerekiyor. Bu çok önemli. O suçlama enerjisi olduğu sürece yeterince şeffaf olamayız. O parmaklar kendimize değil, dışarıya dönük olduğunda mümkün değil kendimize dönemeyiz. İşin burada tuhaf kısmı tüm enerjilerden ve egolardan arınıp kendimize döndüğümüzde şu olacak. Ben diye bir şey yok. Bu ben dediğimiz şey bize çok öğretilen bir şey. BEN BEN BEN! Ben yok. Bütün tabulardan ve kabuklardan arındığımızda ben olmayacak. İşte o zaman keyif ve neşe başlayacak. Farkındalıkla yaparsanız bir şeyleri sözcükler ve adımlar ve tabi hareketler yavaşlar. Bırakın yavaşlasın çünkü farkındalık bize gece yatağa huzurla girmeyi ve uyumayı vaad ediyor. Bundan daha büyük bir cennet yok dünya üzerinde..Thich Nhat'ın Farkındalığın Mucizesi adlı kitabı şiddetle tavsiye. Bugüne kadar eylemlerimi değiştirebilen daha güçlü bir kitap okumadım. Bu yola adım attığımızda birileri mutlaka rehberlik edecek. Thich Nhat okumak ve anlamak önce kendimizi bulmamızı sonra da hayatta çok başarılı olmamızı sağlayacak. Tek önemli olan farkındalıkla ve özümseyerek okumak.
Kendi özümüze dönemeyişle ilgili aslında Modern hayata çok fazla alışmamız ve hatta onu yükseltmemiz yatıyor. Modern hayattan bahsettiğim evet çağdaşlık sözü bu kavrama yakın ama modernite etkisinden bahsediyorum. Bir tür modern kölelik içindeyiz ki bir de bunu övüyoruz. Bunu bir yazıda çok ciddi tartışacağım. İşte tam burada Rousseau'ya ihtiyaç duyuyorum. Rousseau, insanın doğal bir yapısı olduğunu, bu yapının temelde iyi olduğunu ve bu yapıyı ortaya çıkarabilmek için üzerinde uygarlığa ait ne varsa söküp atmak gerektiğini söylemektedir.
Bundan sonraki adım sevgi ve şefkat olacak ama onu çok daha uzun anlatırım. Şimdilik burada bırakıyorum..
Eleştiriler Üzerine!
Burası çok önemli. Kesinlikle yazma gereği duyuyorum eğer yazıdan sıkılırsanız bile şurayı okuyun sadece. Tabi ki bu sürecin içine girdikten sonra bir çok eleştiri oluyor en çokları şöyle.
1. Burası gerçek hayat, biz ekmeğimizin peşindeyiz bunlara kafa yoramayız insanlar böyle değil.
Evet doğru burası tümüyle gerçek hayat ve biz de bu hayatın birer parçasıyız ve hepimiz bir bütünüz. Biz de gerçek hayatın birer parçasıyız. Gerçek hayat dediğiniz olay çoğunlukla şöyle oluyor biz 8-18 çalışıyoruz eve gidiyoruz şu dertler var bunlara kafa yoramayız. Evet biz de 8-18 çalışıyoruz. Üstelik ben cumartesi de çalışıyorum haftanın iki günü ders veriyorum eve gelmem yatış saatine çok az bir zaman dilimi oluyor. Benim gibi düşünmeyen hatta hiç yanından geçmeyen bir sürü insanla işle ilgili görüşüyorum ama yine de tüm sevgi şefkat farkındalık pratiklerini yapabiliyorum.
2. Etkinliklere ve terapilere bu kadar para vereceğinize altın alın!
Arkadaşlar bu cümleyi çok duyuyorum ve bunu tek cümlede yazıyorum yine. İç huzurum yok, zihnim sağlıklı değil, zihnimde yüz kişi konuşuyor hatta orkestra kurmuş her birinin ne dediği belli değil ve siz her birinin ne söylediğinizi o kadar önemsiyorsunuz ki ama banka mevduatımda altınım var. Yok kalsın. Sağlıklı ve neşeli bir zihin önce gelsin. Sonra mevduat dolup taşıyor merak etmeyin.
3. Bizim buna ayıracak zamanımız yok, çok önemli yapmamız gereken işler var!
Çok acı ki insanın kendine bir tek zamanı yok. Evine var, işine var, eşine var, partnerine var ve herkese tolereli iken kendine zamanı yok. Oysa ben bu pratikleri yapmaya başladıktan sonra çok fazla şeye zaman ayırmaya başladım. Hatta zaman bütünleşti metroda da benim zamanım, işte de benim zamanım, arkadaşlarla otururken de benim zamanım. Bu hafta sonu İstanbul'dan bir arkadaş gelecekti ve gelmeden bir gün önce beni arayıp şöyle dedi '' ya Saliha ben düşündüm de şu kadar yol sürecek, ben bir gece kalacağım onda da belki 4-5 saat geçireceğiz. 4-5 saat için gelmeme gerek var mı, bu çok az bir zaman değil mi? Sesi kaygılıydı ve plandan vazgeçecekti. Ona sadece şunu söyledim heyy bir dur! Nasıl yani 4-5 saat? Sabah kalktın, hazırlandın, kahvaltı yaptın, deniz otobüsünde harika bir yolculuk yaptın yani bütün bunları zamandan saymayıp sadece benimle geçireceğin zamanı mı var ettin? Senin zamanın nerede? Uykudan sonraki tüm zaman nerede? İstersen gelmeyebilirsin ama sadece 4-5 saat geçirmeyeceksin. Gelmeye karar verdi, geldi ve tüm yolculuğunu metroda, otobüste, deniz yolunda, benimle konuşurken birleştirdi.
Eski yöneticimde benim için şöyle bir eleştiri yapmıştı; Saliha'nın ailesinin durumu iyi ona para gönderebilirler, para sorunu yok, o otursun evinde toplum sorunlarını ve kendi açılımlarını düşünsün hayat böyle değil!
Ona da böyle düşündüğü için şefkatle yaklaşıyorum gerçekten asla kızma enerjisini çalıştırmıyorum. Ailem ortalama gelir statüsünde. 3 yıldır düzenli olarak kendi ev kiramı ödüyorum, bütün tatillerim kendi paramdan gidiyor, eğlenmeye kendim para ayırıyorum. Yine de toplum sorunlarını düşünüyorum, eğer bir etkinlik geliri cidden bu topluma destek olacak bir yerlere aktarılıyorsa düşünmeden veriyorum. Bütün bunların arkasına sığınamayız, Mutlak bir yozlaşma yaratıyoruz kendimizde böyle yaparak ve eleştirerek neden çünkü asla kendi sorunlarımızla yüzleşmek istemiyoruz ancak kendi sorunlarımız yüzünden bulunduğumuz her yeri mutsuz ediyoruz. Ona artık böyle düşündüğü için sadece şefkatle yaklaşıyorum başka elimden hiç bir şey gelmiyor.
İyileşmeye önce kendimizden başlayacağız. Kişisel gelişim diye bir şey yok bu da modern hayat öğretisi aksine kişisel kabullenme var. Kendimizi kabullenip öyle devam edeceğiz..
Son olarak şunu söyleyeyim buraya sohbet edelim butonu koydum ama random atın falan diye değil! Belirsiz ziyaretçiler random atıp gereksiz zaman kaybı oluyor. Varsa ciddi söylemleriniz tartışalım..

Güzel bir hafta olsun...


Yorumlar