top of page

Henüz Işıldamamış Ne Çok Tan Kızıllığı Var

  • aksaliha
  • 14 Oca 2023
  • 3 dakikada okunur

İnsan çabasının sınırı yoktur.

Stephen Hawking


Selam millet


Astrolojik olarak henüz yeni yıla giremedik, son bir hafta daha var. Astroloji deyince midemiz bulanıyor biliyorum ama gösterge astrolojiden bahsetmiyoruz burada herhalde :) Çerçeveyi bırak resim ara, nasıl gözüktüğünü boşver köküne in derinliği burası. Son 2 senenin savaşını kapatmamıza bir hafta var, zaten sıkıldık da sanki artık eski hallerimizden. İnsanın kendi hallerinden bile sıkıldığı nokta iyidir çünkü eski kapanan enerjilerinin yerine yenisi gelmesi söz konusudur. Aslında farklı şeyler olmuyor sadece olana farklı bir gözle bakmayı seçiyoruz burada mesele daha çok bu. Yoksa hayat yolculuğumuz bir yerde çok benziyor birbirine bir yer de bildiklerimiz kadar onları farklılaştırıyoruz işte :)


Bu yazının başlığı benim cümlem değil. Nietzsche'nin Ecce Home'undan bir alıntı. Hayatta yaptığımız her şeyi bir kahve hazırlamayı, küçük bir rutini bu bölümün girişi gibi içtenlikle yapsak devam etmenin her zaman bir yolu olduğunu kavrayacağız. Zaten küçük rutinlerin hayatımızın nasıl büyük çerçevesini kapladığını görürsek de bir Budist rahibin hayattan aldığı keyfi minicik de olsa yaşayacağımıza inanıyorum. Dualiteyi biraz anlasak? Birazcık anlasak bu alemlerin sonsuzluğunu...


Henüz ışıldamamış ne çok tan kızıllığı var var der Nietzsche bu kitapta. Bir Hint yazıtı aslıdır bu kitabın kapısında. Nerede arıyor kitabın müellifi o yeni tan atışını? Yeni bir günün? Ah yeni günlerden bir dizinin, TÜM BİR DÜNYANIN! Yükseldiği şimdiye kadar keşfedilmemiş o tatlı kırmızıyı? Tüm değerlerin bir yeniden değerlendirilişi... Tüm ahlaki değerlerden kopuşta, şimdiye kadar yasaklanmış, hor görülmüş, lanetlenmiş olan her şeye evet demekte ve güvenmekte. Evet diyen kitap ışığını, sevgisini, şefkatini hep kötü şeylerin üzerine yayar, onlara ruh'u, vicdan rahatlığını, varoluştaki yüksek haklarını ve ayrıcalıklarını yeniden verir. Ahlaka saldırılıyor değildir, sadece daha fazla dikkate alınmıyordur.. Bu kitap bir ''ya da?'' ile bitiyor,- bir ''ya da'' ile biten biricik kitaptır bu :)


İşte bayılıyorum insanın yaptığı bir şeyi böyle içtenlikle dile getirmesine...


Kollektif olarak tüm değerlerin yeniden değerlendirilişi üzerine bir noktaya geliyoruz. Bir hafta sonra bu düzen evrensel olarak resmi olarak başlayacak. Etikete takılma, aslona bak! Modern dünyanın koyduğu etiketler insan alemini yeterince zorladığı için patlak verdi. Bu kez uç noktalara kayan insan burada da aradığını bulamayınca bin bir modern sonrası, akışkan dünya, postmodern hayat, queer topluluğu diye insanlar türlü türlü cemiyetlerde kendini bulmaya çalıştı. Gözleme dayalı bir dünya tabi bildiğimiz kadar gözlem yapıyoruz burada hiç bir topluluğa ne kesinlikle ait olduk ne de dışında kaldık. Bu sabah 8 dakikalık bir merak meditasyonuna başladım. Orada bilgiyi unut temalı bir söylem vardı. Şey'lere bilgiyle (bildiklerimiz kadar) yaklaşınca nasıl aslolanı kaçırdığımızı biraz gözlemledim. Tanrılar Okulu kitabında da tüm kitap boyunca anlatılan da aslında buydu. Tüm bildiklerini alt üst etmen gerekecek der kitap boyunca. Ayrıca Harrari'de insanın tek farkı en başında bir hikaye anlatıcılığı ile başlamıştır der. İyi hikaye anlatan ve inandıran kazanır. Dolayısıyla herkesin bir hikayesi var ama daha iyi hikaye anlatıp inandıranlar bugün isimlerini yaşatıyor hala. Kendi hikayesinin güzelliğinin farkında olmayan insan hep başkalarının hikayesine inanmaya ve onun hikayesini beslendirmeye muhtaç. Oysa muhtaçlık bir zihinsel kölelik. İyi hikaye anlatan önce zihinlere egemen. Bu yüzden content marketing denen alan da bu kadar pr yaptı son zamanlarda :) Ama burası başka bir konu bunu şimdi anlatmayacağım.


Yani insan olarak zihin ruh beden kopuk bir halde yaşarsak her hikayeye inanmaya muhtaç kalırız. Zihin, ruh, beden bütünlüğüne biraz erişebildiğimizde nirvana oluyoruz ama herhalde daha çok samsara ile geçen bir hayat bu deneyimlediğimiz Dünya alemi.


Bir yola çıkarken önce kendi hikayemize inanalım. Hikayenin sonuna değil hikayenin sürecine emek verelim.


Selam olsun kendi hikayelerine kucak açanlara. İçimizde henüz ışıldamamış çok fazla tan kızıllığı var. Tüm inanmışlara da bu tan kızıllığının manzarasına biraz dinlenmek nasip olsun.


İyi hafta sonları dilerim sayın okur.



ree





 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Başlık Bulamadım

Biz ölümlüler, Âdem ve Havva’nın çocukları olarak hayatı böyle yaşayabilir miyiz?İstikametini, akışını, yerini yurdunu bulmuş; serazat bir akışla kendi varlık nehrinde akan bir hayat… Ama arkadaşlar,

 
 
 

Yorumlar


  • Twitter
  • LinkedIn

©2020, S.Akin tarafından kurulmuştur.

bottom of page