top of page

Emek'lemeye Başladığımız Zamanlar...

  • aksaliha
  • 8 Mar 2022
  • 4 dakikada okunur

Tüm Kadınlara...


Selam herkes,


Samimi giriş yapıyorum. Resmiyet, statü, öğretilmiş doğruları pek sevmiyorum ve onaylamıyorum. İçtenliğin ve samimiyetin oldukça hayranı olurum. Hazırlanılmış bir yazı. Zorlama olmasın diye gayret ediyorum. 5 kitap alıntılanmış şekilde geliyorum. Hepsinin bir cümlesinde tam yazar sayfa vs. belirtemesem de (tez prosedüründen yeni çıktım, zorunlu kalmak istemiyorum) yazdıklarım bu 5 kitabın etkisinde yazılmıştır. Herkesin de okumasını tavsiye diyorum. İlki 24 yaşında okuduğum Clarissa Estes'ten Kurtlarla Koşan Kadınlar. 2 kitap Jung'tan biri 4 Arketip, diğeri Feminen. 3. kitap Mill Amcamızdan Kadınların Köleleştirilmesi. Sonuncusu Filiz Telek'ten Kadınlar şifadır adlı kitap.


8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününü anmakla başlıyorum öncelikle. Hiç tarihçeye falan girmeyeceğim lütfen en basitinden Vikipedi'ye falan girip okuyabilirsiniz. Kutlanması gereken bir gün değil anılması gereken bir gündür. Gün, tarihte 120 kadının ölmesiyle başlar, acı bir olaydan doğar. 8 Martta birbirimize güllerle gitmek yerine, kadınlara hal hatır sormakla başlanabilir. Hediyeler işin kapitalist kısmı. Bırakalım hediyeleri, gülleri, çiçekleri, böcekleri, biz kadınız harikayız demeleri falan lütfen. Olayın aslı acıdır ve şifalandırılması gereken bir gündür. Mesela kurum kültürlerinin büyük parçaları olan insan kaynakları bugünlerde kadınlara şirket olarak hediye dağıtmak, gül vermektense dertlerini dinlemeli. İş hayatında ne gibi zorluklarla karşılaştığını, ev, iş, çocuk dengesini nasıl yürüttüklerini, kanunen haklarını ne kadar bildiklerini irdelemeli. Bunu yapmıyorsa ki çoğu yapmıyor pek bir faydası olmuyor kadınlar gününüz kutlu olsun demek. Erkekler bugünlerde hayatlarındaki kadının, annelerinin, kız kardeşlerinin günlerini kutlamaktansa iş hayatında, eril toplumda ne zorluklarla karşılaştığını, ne kadar yanında olabileceğini sormalı. Hatta daha da ileri giderek kendilerinin ona ne zorluklar çıkardığını, neleri daha iyi yapmaları gerektiğini sormalılar ve sadece dinlemeliler. Ev işlerinden çocuk bakımına kadar nereye ne kadar destek olabileceklerini düşünmeliler. Hayatın içinden geçerken yan yana mı yürüdüklerini yoksa birbirlerini sürekli çekiştirdiklerini mi sorgulamalılar. Bunlar yapılmıyorsa bugünlerde kadınlara bir hediye alıp susturabileceklerini düşünüyorlarsa, tabi kadın da burada hediyeyi görüp anlık sevinip yine tüm olaylar muhteşem bir ertelenmeye ve geçiştirmeye tabi tutuluyorsa vay halimize.. Geçmiş olsun. Karşılıklı olarak büyük bir kabus yaşıyorsunuz demektir. Bundan daha kötüsü kabusun bile farkında olmamaktır. Geçiştirmeye ve ertelenmeye tabi tutulan hayat her gün bir nebze ölmeyi gerektirir. Her gün bir nebze ölüp bunun farkedilmemesinden daha büyük bir felakette tanımıyorum hayatta.


Burada eyy sevgili işletmeler, eyy sevgili erkekler diye giriş yaparak kadınların iş, evlilik ve ilişki alanlarındaki sıkışıklığın konuşulmasından yanayım. Buna ayıracak zaman yok işler yürümüyor diye bir başlangıç yapanlar varsa aranızda tekrar geçmiş olsun zincirleme bir iş kazasına sebep oluyorsunuz. Dikkat! Durun ve sorunları konuşun. Konuşmadığınız sürece tek tek hayatınızdaki, iş yerlerinizdeki tüm kadınları kaybedeceksiniz yavaş yavaş söylüyorum. Oysa kadınlar gerçekten güzeldir, estetiktir, neşedir, anaçtır, enerjidir, güç verendir, yaratım gücü olandır. Kaybedilmez aksine nasıl daha fazla tutulabilir diye emek vermek gerektirir.


Demet Evgar'ın ben kadınım hashtagi ile yaptığı video hoşuma gitti. Bizim gibi bir kültürde temel başlangıçtır ama değerlidir. Videoda dikkat edeniniz var mı bilmiyorum ama karnını tutması da ekstra güzeldi bu hareket bilinçli bir farkındalıkla mı yapıldı emin değilim ama tam olarak tuttuğu yer bir yaratım gücünü ifade ediyor.


Filiz Telek ''Kadının kendine has sağ duyusu, içgüdüleri, sezgileri, beden bilgeliği, cinselliği ve yaratma gücüyle özgürce var olamadığı bir dünya ise bu, tüm bu armağanların yeniden onurlandıracağı, bir dünyayı da yine kadınlar var edebilir'' diyor. Kadın yeniden yeryüzüne, onun döngülerine, ve bilgeliğine bağlanırsa insanlar da uyanır. Kadın yeniden merkezine döner, kim olduğunu hatırlar ve rahminin gücüyle kendi hayata sunarsa, insanlık eşiğine durduğu yeni dünyaya adım atar.


Kadınların köleleştirilmesi adlı kitapta Mill amcamız çok güzel bir yere değiniyor. '' Bir kadının Homeros, Aristo, Michelangelo, ya da Beethoven olmasının mümkün olmadığına değinilemez; çünkü henüz hiçbir kadın, fiilen, onların o üstünlük çizgilerinden herhangi birinde işleriyle karşılaştırılabilir işler üretmemiştir.'' Bu da kadınların yapmalarına izin verilmedikleri şeylerin, bilhassa nitelikli oldukları şeyler olacağıdır; çünkü onların yönetmekle ilgili meslekleri, verilmiş olan pek az fırsat üzerinden ilerlemiş ve aşikar hale gelmişken onlara görünüşte tamamen aşikar paye çizgilerinde kadınlar, hiç bir şekilde böylesine çok sivrilmemişlerdir. Kitapta ayrıca Avrupa ve Asya dikkate alındığında eğer bir yönetim düzgün şekilde ilerliyorsa, düzen, baskı olmaksızın korunuyorsa; kültür gelişiyorsa ve insanlar refah içinde yaşıyorsa o yönetim dörtte üç oranında bir kadın tarafından yönetiliyormuş. (Açın, okuyun bir zahmet, sayfa 102, istatistikleri mevcut)


Clarissa Estes'in kitabında ise tüm kitap boyunca vahşi kadın arketipinden bahseder. Bu kadının doğuştan gelen en temel doğasıdır. Kadınların özgün doğuştan gelen doğasıdır. Kadınlar vahşi doğalarına yeniden döndüklerinde, onu korumak için çok çetin savaşlara girerler. Onunla birlikte yaratıcı hayatları yeniden çiçek açar. İlişkileri anlam, derinlik ve sağlık kazanır. Cinsellik, yaratıcılık, iş ve oyun döngüleri yeniden kurulur. Artık başkalarının yıkıcılıklarına hedef olmazlar. Doğanın büyüyüp serpilme yasaları nezdinde eşit haklara sahiptirler. Artık gün sonu yorgunlukların sebebi çok küçük doyurucu çalışma, iş ya da insan ilişkilerinde kısılıp kalmaları değil, doyurucu çalışma ve çabalardır. Sezgisel olarak çevrelerinde ölümün ve yaşamın ne zaman gerçekleşmesi gerektiğini bilirler; nasıl çekip gidileceğini bilirler; ve nasıl kalınacağını da...


Tüm kadınlar olarak emekçi kadınlarız. Bunun için ille de kurumlarda çalışmak değil, evde yapılan her iş, tarlaya ektiğimiz her fidan, alınan her sorumluluk çok değerlidir ve takdir edilmesi gereken bir olgudur. Bugün Küçük Sanayi bölgesinde dolaşırken bir erkek arkamdan bu hanfendinin burada ne işi var acaba diyor. (Bunu da kötü niyetli söylemediğini umuyorum, yadırgadı yani) Dönüp çok işim var dedim kardeşim! O kadar işim var ki inanamazsın. O kadar hayata katılmamız gerekiyor ki tüm kadınlar olarak, üretiminden, yazılımına, teknolojisine, şiirine, kavgasına, aşkına kadar. Çok fazla varız. Çok güçlüyüz ve herdeyiz.


Burada kadınlar gününü kutlarken, babamın da gününü kutlamak istiyorum. Beni balık tutmasından, ava gitmesine kadar, futbol koordinatörlüğü yaparken futbol oynatmasına kadar her alanda vardım. Her alanında vardım. Şimdilerde daha iyi anlıyorum beni kendi yaşamına katarak mükemmel özgüvenli bir kadın yetiştirmiş.



Tekrar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günümüz kutlu olsun!



ree


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Başlık Bulamadım

Biz ölümlüler, Âdem ve Havva’nın çocukları olarak hayatı böyle yaşayabilir miyiz?İstikametini, akışını, yerini yurdunu bulmuş; serazat bir akışla kendi varlık nehrinde akan bir hayat… Ama arkadaşlar,

 
 
 

Yorumlar


  • Twitter
  • LinkedIn

©2020, S.Akin tarafından kurulmuştur.

bottom of page