top of page

Devam yazısı...

  • aksaliha
  • 23 Haz 2022
  • 3 dakikada okunur

Yalıtılmış bir varlık değilsin,

Unutma ki kozmosun biricik, yeri doldurulamaz bir parçasısın.

Sen insanlık bulmacasında köklü bir parçasın.

Epiktetos, Yaşam Sanatı


Gittikçe stoacı mı oluyorum yoksa stoacıları anlayıp kendi yoluma mı bakacağım göreceğiz. Sadece hayat hakkında artık pek kendimi kandırmamaya çalışıyorum. İşime gelmezse de birazcık kandırabilirim zaten konumuz da bu değil. Aslına bakarsanız öyle salt bir konuyla da gelmedim. Öyle biraz yazacağım. Yani canım cidden biraz bir şeyler yazmak istedi. Üstelik bu yazıların da öyle büyük kitlelere falan hitap etmesi gerekmiyor üç beş dosta falan gidebilir. Kendi aramızda hafif bir şeyler konuşuyoruz o kadar. Onu da herkes kendi algısına kadar anlayabilir.


2022'nin ilk yarısı bitmek üzere.. Bu senenin başlangıcında tembellik ve avarelik hakkı da istemiştim hayattan. (Burayı evrenden diyecektim Erşan Kuneri'nin bir bölümünde evrenden istemelere biz bir şey yapamıyoruz ona konsül karar veriyor cümlesi aklıma geldi :) iyi dizi izleyin.) Bu senem hiç öğrenmek zorunda bu kadar olmadığım panelleri öğrenmek açısından tembel geçmezken bunun yanı sıra son 3-4 ayı oldukça konforlu geçiyor. Bir gün bir yerde bir şeyler anlatırken bu günler çok değerli olacak. Teoride savunduğum bir bağlam konusu var ki akıllara zarar şimdi gülüyorum kendime pratikte aşırı değerli oldu yani biraz insanları ciddiye almayı öğrendim. Onun bağlamı da o işte o kadarını değerli buluyor ben de artık karşımdaki değerli buluyor diye saygı duyuyorum, yani bunu öğrenmek benim için çok büyük meseleydi. Bunu öğrendim ve bir tık büyüdüm. Eleştiri kültürüm de müthiş azaldı, insanlar enerjilerini istedikleri yere harcayabilirler. İnsan kendi döngüsünde bir başa bir ortaya dönüyor bazen yetmiyor başkasının döngüsüne kapılı veriyor ama bu da normal değil midir bütünsel olarak yaşadığımız bir hayatta. Hepimiz bir yerde kendi döngümüzün ve çevremizdekilerin döngüsünün ve çevremizdekilerinin çevresindekilerini döngülerinin kendisiyiz. Burası da işte bağlı varoluşumuzun temel anahtarı. Yine de her yerde biraz daha kendi gibi olanı kendi gibi olmaya daha yatkın olanı daha çok seviyorum. Sevdiğim tiplemeler bambaşka olsa da ortak özellikleri sadece bu. Kendileri gibi olmaya hep daha yatkınlar. Beni en vasat bulduğum insan tiplemeleri pozitif tanımlamaya bayılıyor evet diyorum öyle.. Oysa ben pozitif değilim, ben sadece içinde bulunduğumuz her tür durumun, tüm ateşli savunmaların hatta kendi savunmalarımın da geçici olduğunu bilenlerdenim. Tüm inançların, acıların, sıkıntıların, mutlulukların geçici olduğunu biliyorum. Hayattan geçerken kendi zihnimin ve algılarımın bildikleri kadarına şahit oluyorum, yaşamam gerekirse yaşıyorum, bazen sadece tanık oluyorum bazen hissediyorum. Hissettiğim her duygu neyse onu geçiştirmeyi yakaladığım anda durup o duygunun içinde kalmaya çalışıyorum. Sonra oradan yeniden başka bir şekilde gelişiyorum. Ben bu hayatı seviyorum yani anlayacağınız. Kendimi kendi döngülerimin içinde yakalıyorum bazen ve o zaman da demek ki daha bitmeyen ders almadığım ve dönüştüremediğim şeyler var diyorum ve yine devam.. Sürdürmeyi sürdürüyorum ve bunu seviyorum. Sevmeyi sürdürüyorum. Kızgınlığı ve kini pek sürdüremiyorum bunları sürdürmeyi cidden sevmiyorum bu kadar sat kriya meditasyonları ve yogalar savaşları bırakalım diye var zaten ve yine de olmasına rağmen kafam bu kadar yalanıyla dolanıyla insan suretini kaldıramıyor, böyle olunca bazı bitkiler ve bazı içkiler derken tabi ki dünya nimetlerinden yararlanıyorum.. Mesele hep bir adım daha önce kendi hakikatimize bununla birlikte insanlık hakikatine ve hakimiyetine ulaşmaksa ve hakikat demişken?


Albert Eınsteın Freud'a yazdığı bir mektupta;


Sayın Prof.Freud,


Hakikate ulaşma arzusunun diğer tüm arzuların önüne geçmiş olduğunu görmek gerçekten hayranlık uyandırıcı. İnsan ruhunda kavgacı ve tahripkar güdüler ile aşk eğilimli hayat dolu güdülerin ayrılmaz biçimde bir arada olduğunu reddedilemez bir netlikte gösterdiniz. Aynı zamanda açıklamalarınızdaki güçlü mantık o büyük amaca, yani insanlığın hem içsel hem dışsal bir savaştan kurtuluşa duyduğu o derin özlemi apaçık ortaya koyuyor. Bu içinde yaşadığı mekanın ve zamanın sınırlarını aşmış olan İsa'dan Goethe ve Kant'a kadar istisnasız her ahlaki ve ruhani liderlerin amacıdır. İnsanlığın gidişatını şekillendirme konusunda pek başarıya ulaşamasa da, bu adamların herkes tarafından lider kabul edilmesi önemli sayılmaz mı?

Eınsteın- Benim Gözümden Dünya


Mesele liderlik değil bence ama bu adamları herkes tarafından lider kabul edilmesi önemlidir hem de çok..


Sürdürme eylemini sürdürmeyi öğrendiğimizi varsayıyorum ve zaten hepimiz hayatı her şekilde ve bir şekilde sürdürüyoruz. Asıl mesele zaten buraya kadarki yapabildiğimize ve olabildiğimize saygı duymaktan geçiyor. Diğer tüm meseleler sonra başlıyor. Her birimize helal olsun. Müthiş sürdürüyoruz bu hayatı.


Hey sen!

İnsanlık bulmacasının köklü parçası..

Dur bakalım, daha yeni başlıyoruz....







ree

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Başlık Bulamadım

Biz ölümlüler, Âdem ve Havva’nın çocukları olarak hayatı böyle yaşayabilir miyiz?İstikametini, akışını, yerini yurdunu bulmuş; serazat bir akışla kendi varlık nehrinde akan bir hayat… Ama arkadaşlar,

 
 
 

Yorumlar


  • Twitter
  • LinkedIn

©2020, S.Akin tarafından kurulmuştur.

bottom of page