Bize rağmen bizi ilerleten hayata...
- aksaliha
- 26 May 2022
- 3 dakikada okunur
Eflatun'un Şölen'inde Mantineali Diotima (Prophetville'in korkulan kadın peygamberi) Sokrat'a Sokrat'ın tüm kalbiyle onayladığı şu ifadeleri yöneltir: '' Aşk senin düşündüğün gibi güzele yönelmekle ilgili değildir; aşk güzeli doğurmak ve onda doğmaktır''.
Benim sevme ve sevilme arzum ancak ve ancak onu tam bir iyi ''iyi günde kötü günde'' durumu olarak görmeye gerçekten hazır olmamla ve gerektiğinde kendi özgürlüğümden sevdiğim kişinin özgürlüğünü ihlal etmeksizin feda etmemle yerine getirebilir.
Zygmunt Bauman, Kimlik
Selam,
Arka fonda müthiş bir şarkı çalıyor. Şarkı başlar başlamaz içimden bu ikili de ayrıldıysa dedim. Daft Punk ''within.'' Kulağa değil, ruha hitap edenlerden. Bütün albümü dinledikten sonra defalarca dönüp dönüp bunu sıraya ekle yaptıklarmızdan Spotify'de. Mükemmel şarkı. Özellikle evrende geçici yerimin olduğunu sonsuz hissettiğimde ve her şeyin çok güzel, her şeyin çok geçici hissini tattığım zamanlarda. Neyse dinleyin, iyi şarkı. Bazen bir şeyi saatlerce betimleyebilecek bir ilhama sahip oluyorum. Ama bağlamdan kopmayayım diye devam etmiyorum. Bu arada ilham kelimesi de arapça kökenli insan ruhunu ele geçiren tanrısal güç, esin kaynağından alıyormuş anlamını. İlham geldiği zaman dolup taşıyoruz zaman ve mekan farketmiyor. Zaman, mekan ve uzay Harvey'in küresel köylerimiz ve bu çağı açıklarken kullandığı terimler ama buna da girmeyeyim, yazarken aklıma geldi tez okumaları yaparken 2019'da kavruluyor ve kuduruyordum nasıl daha çok anlayabilirim diye, şimdi yakın geçmiş bir zaman olarak hafızamda kaldı.
Bu yazının konusuna benim girişi çok abartmadan girebileceğimizi düşünürsek kendimizin en iyi versiyonu. Tabi bugüne kadarki en iyi versiyonumuz. Bir şeyler oldu, kalktık, düştük, ağladık, sinirlendik, çaldık, söyledik, tekrar düştük, yeni şeyler öğrendik, tekrar düştük, elimizden tutanlar oldu, tekrar başladık, tekrar eskiye döndük, tekrar düştük, yardım beklediklerimiz gelmedi ya da istediğimizi vermedi, tekrar kalktık, yepyeni şeyler söyledik, tekrar düştük, yine kalktık, koşmanın da artık eskisi kadar tatmin etmediğini görünce etrafın tadını çıkarmaya başlayarak yürümeye devam ettik ve bu kez de etrafta daha önce hiç görmediğimiz güzellik ve çirkinlikleri görmeye başladık. Daha temkinli ilerlemeye başladık ama eski korunaksız halimizi de çok özledik sonra o hal bize zarar verince ilkten çok temkinli olduk sonra o da olmadı böyle döndük durduk ve derken yeni versiyonumuz geldi. Hem temkinli hem de anlayabilen. Hem sinirlenen hem de artık onu nasıl daha çok ifade etmesi gerektiğini öğrenebilen. Şimdilerde yeni bir film başlıyor ve bu yeni filmi daha önceki tüm filmlerden daha çok merak ediyorum çünkü bu yeni filmde çok köksüz ve bağsızız ya ne yapacağımız bilmiyoruz, bir sürü yeni şey öğrendik ve ilk defa pratik edeceğiz. Deneyeceğiz, defalarca hata yapacağız, öğreneceğiz ve öğrendiklerimizi anlatacağız. Geçmişten gelenler kendini hatırlatmak isteyecek, eski hallerimize gülüp geçeceğiz bazen kızacağız ama inanın yeni filmde nasıl oluruz?
Yeni filmde hiç bağ kuramadığımız karakteri düşünün. Nasıl böyle bir insan olur? Anlamıyoruz. Şimdi hiç bağ kuramadığımız sürekli dönüştürmeye, değiştirmeye çalıştığımız parçalarımızı düşünün. İnsan nasıl bu kadar dikkatsiz olur? İnsan nasıl bu kadar korkak olur? İnsan nasıl bu kadar ezik olur? İnsan nasıl bu kadar şerefsiz olur? İnsan nasıl bu kadar derin sevebilir? İnsan nasıl bu kadar çalışkan olabilir? İnsan nasıl bu kadar neşeli olabilir? İnsan nasıl bu kadar öfkeli olabilir? İnsan nasıl bu kadar anlayışlı olabilir? İnsan nasıl bu kadar kabullenmiş olabilir? İşte o taraflarda bizim deneyimimiz, hayat diyor ki '' İŞTE BÖYLE Olur'.'
Biraz ben, biraz Luna's Melody karışımı
İnsan işte bu kadar ve bu kadarcık olabilir!
İlk 6 ay meditasyona hiç bir şey beklemeden oturan insan gibi, zihni tanımlamalardan kurtaracağım diye tanımsızlıklarda boğulan insan zihni gibi, sonra tanımlamanın verdiği hazda coşan ama yanılan insan zihni gibi, egomuzdan ve korkumuzdan inkar eden insan zihni gibi, korkumuzdan ve güvensizlikten başka güvenli limanlar arayan ve geçmişi özleyen insan zihni gibi, yetişkin sabırlı halimizi büyütmekten korkan ve kaçan, bağımlılıklarla kendini oyalayan insan zihni gibi, kendini hiç olmadığı gibi anlatan ve kendini hiç tanımayan insan zihni gibi hepsi bizdik ve şimdi bize rağmen hayat bizi ilerletti. Tüm o çocuksu, öfkeli, ben artık oynamayacağım, ben sana kızdım, ben artık yokum diyen yanlarımızı görmemizi sağladı. O yüzden tüm bu yanlarımıza, ürkekçe hallerimize, bize rağmen bizi ilerleten hayata kocaman teşekkür edelim. Çünkü bu hayat bize rağmen bize yepyeni şeyler öğretmeye devam ediyor an be an iyisiyle ve güzeliyle ve tüm çirkinlikleriyle. Medeniyeti çirkinlik bile süslenmeliydi diye algıladık ama tüm yaralar ve tüm öfkeler gizlice kanadılar. Medeniyet belki gerçekten tek dişi kalmış bir canavar olabilir.
İnsan işte bu kadar ve bu kadarcık olabilir!
Bize rağmen bizi ilerleten hayata kocaman teşekkür edelim. Bu hayat zihnimizdeki kadardır. Bu insanlar zihnimizdeki gibidir ve gerçekte hiç öyle değildir. Sanmayalım, yaşayalım. Hayat sanacak kadar basit değildir aksine dolu dolu yaşayacak ve birbirimizi anlayacak kadar güzeldir. Bu hayat bizdendir.
Ne denmişse yalan hayat için.
İşte o yaşandığı gibi sokaklarda..
Turgut Uyar, Turnam Bir gün Bırakmayacağım.



Yorumlar