Bin bir kaplanın sırtına, dal şu kuytu pembe ormana
- aksaliha
- 1 Şub 2022
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 2 Şub 2022
Hayatın ilk yarısı bir kimlik inşa etmekle ben buyum demekle, ikinci yarısı ise ''ben'' diye tutturduğumu her şeyi salıvermekle ve özgürleşmekle geçiyor.
Carl Gustav Jung
Burcu'ya..
Bugün kova yeni ayı başladı, güzel bir yazı olsun. Okuyan herkese selam olsun. Burada her ne kadar Jung, Schopenhauer, Bauman'dan falan alıntı yapabilirim de bizden Ulus Baker olsaydı bir duygu varoluşta bir eksilme ya da artıştır, bundan başka da bir şey değil derdi ve konuyu öylece kapatırdık. Yazı konusu belirlemedim akışta ne çıkarsa hepimizin bahtına, alın kabul edin ya da etmeyin bu çok önemli değil.
Aralık ayında Herman Hesse'nin Siddharta'sını okumuştum kitap çok güzeldi de şiirsel bir üslupla yazıldığı için kitabı okurken budist çevrelerden bir eleştiri illa ki almıştır demiştim geçen Thich Nhat'ı tesadüfen okurken Siddhartha'ya laf edemeden geçememiş, içselleştirdiğimiz şeylerin biri tarafından şiirsel, masalsı anlatılması çok hoşuma gitmez tabi. Neyse burada Siddhartha'dan bahsetmemin sebebi çok güzel bir parça vardı kitabın sonunda bilgiye ve bilgeliye dair.. Siddhartha şöyle açıklıyordu '' Kafamda beliren düşüncelerden biri şöyleydi: Bilgelik bir başkasına anlatılmaz; bir bilgenin başkalarına anlatmaya çalıştığı bilgelik aptalca bir şey gibi gelir kulağa, bilgi bir başkasına anlatılabilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı, bilgelikle mucizeler yaratılabilir ama bilgelik anlatılamaz ve öğretilemez. Hiç bir gerçek yoktur ki karşıtı da gerçeklik olmasın! Bir gerçek ancak tek taraflıysa dile getirilip sözcüklere dökülebilir. Düşüncelerle düşünülüp sözcüklerle söylenebilen ne varsa tek taraflıdır, hepsi tek taraflı, hepsi yarım, hepsi birlikten mükemmellikten ve bütünlükten yoksundur. Asla bir insan ya da bir eylem tümüyle sansara ya da tümüyle nirvana değildir, asla bir insan tümüyle kutsal ya da tümüyle günahkar olamaz''. Bu cümleler çok doğru ve gerçekti bir şeye tümüyle bakamazdık kendimiz de tümüyle olamazdık, sevgiyi ve şefkati hayatına çekenler önce buradan başlıyor işte. Bu çok önemli hatta en önemli bir başlangıç. Nasıl anladım bunu baktım ki saklandığım kapıların ardında bir de kendimden kaçtığım yerlerde bir sürü cevherler varmış. Yaşam bütünleşince yaşamak kolaylaşıyor. Yine de tabi içe yapılan yolculuk çok katmanlı, mucizevi, zor epeyce zordur ama derine indikçe de böyle sindire sindire gitmek istersiniz. Ben şahsen bundan çok uzun süredir kaçanlardandım ama şöyle bir geçmişe bakınca da içe yolculuk zamanı gelince merak etmeyin sistem sizi zorlar anlarsınız eve dönmek gerektiğini. Eve dönmek kavramı ben de hep çok başka bir yere sahipti tabi bildiğim her şeyin eksik, hatalı ya da çoğunluk bilgisi olduğunu anlayana kadar ev cidden içimizde, sonra zaten nereye gitsen evinle gidersin hiç bir yerde yabancı, öteki olmazsın bir anda tüm dünya hatta geçmiş ve gelecekle özdeşleşirsin. Özgürlük denen şey de bundan ibarettir herhalde, kendine bulunduğun her yerde bir alan açabilmek, olduğun gibi kalabilmek.
Bu gece bu bedenle hangi yaşta hangi il ve ilçelerde doğum günü kutladığımı düşündüm 19'a kadar İznik, 23'e kadar İzmir, 24 İstanbul, 25 Lille , 26, 27, ve nihayet 28 Bursa. Şimdi 28 deyince bir çok geliyor ama öyle değil içim diyor ki dur bakalım daha yeni başlıyoruz ve hep yeniden başlama ihtimalimiz mevcuttur hayatta. Yakın bir arkadaşım bu şehirden Almanya'ya giderken şöyle demişti 4 yıldır buradayım ve 4 yıl bir yerde olmak için çok fazla. Giderken ona çok hak vermiştim ama şimdi bakınca zaman kavramı çok göreceli gerçekten ya. Kısa bir şeyden bahsedeyim ama burasını gerçekçi bulmak zorunda değilsiniz burası çok öznel çünkü, Berrak Yurdakul hoca da bağıra bağıra meditasyon anlatılmaz der ama Almanya'ya giden arkadaşı bir meditasyon sırasında gördüm ve iyi görmemiştim. Sonra bana mana'yı kaybettim diye mesaj attı (burada artık bilincin bilinç üstümle kavuşması hoşuma gitmişti, özgürleşince şeffaf mesajı almak ) ki o benim bulamadığım mananın timsaliydi onu çok özledim ya yanımda olması bile huzur veriyordu ki sonradan öğrendim ki yanımda olup huzur veren herkesle ruhlarımız zaten aynı. Sonda ondan bahsettiğim için bu yazı Burcu'nun olsun bu yazıyı kendime yazıyordum ama o da çok güzel kutladı doğum günümü o yüzden onun olsun bu, onunla en son şöyle anlaşmaya vardık mana ve hakikatin zaten içimizde olduğunu. (Burcu güzel kokan demektir ve Burcu gerçekten çok güzel kokardı.) Çoğulcu ve genel olmadığı için mana ve hakikatin yok da denebileceği ama tabi burada Nietzsche gibi Tanrı öldü diye kafayı yemiyoruz aksine bu çok anlamlı bir yolculuk oluyor hakikat yok, hakikat var, hakikat yoksa yok, varsa bir tek özümüzde..
İyi ki doğdum bence çünkü ben varsam var bu dünya ben yok o da yok diyor Hayyam..
Bu kova yeniayında herkese özgürleşme diliyorum.. Olanı olduğu gibi görebildiğimiz bir sene olsun.



Yorumlar