top of page

Bağlı-Varoluşum'uz

  • aksaliha
  • 4 Mar 2022
  • 4 dakikada okunur

Başlangıçta ne varlık ne de yokluk vardı.

Bütün bu dünya, vücuda gelmemiş bir enerjiydi...

Daha nefes alınacak nefes yokken O, kendi gücüyle nefes aldı.

O'nun dışında hiç bir şey yoktu..

Varoluş İlahisi, Rig Veda



Merhaba,


Biraz salaş bir enerjiyle geldim. Üzerimde yeni başlangıçların ve bitişlerin ortası bir enerji var. Ne hüzünlü ne de çok neşeli. Tam da olması gerektiği dingin ve sakin ve çokça da huzurlu aslında.. Sanki her şey tam da olması gerektiği gibi oldu hep ve her zaman olacak olan olur. Şu iki gün kendime avarelik ve tembellik hakkı tanıdım. 2 kadeh de şarap fena olmaz. Planlamalar konusunda Kasım ayımdan tam bugüne kadar geçen süreç çok sert geçmek zorunda kaldı, şimdi olayların içinden çıkınca anlıyorum. Durmasaydım ve çevremdeki kadınlarda sağ olsun durmasalardı ızdırabımızı dinlendiremezdik hatta ızdırabın yeşillenebileceğini düşünemezdik. Ansızın bir ilişkiye tutunabilir, ya da kendimizi kaybedebilirdik. Süreç bu sefer biraz garip işledi bende. Çevremdeki herkes o kadar kötüydü ki kötü olduklarının farkında bile değildi beni en çok bu büyüttü. İlk defa aynı anda 5 kişiye destek olmam gerekirken ilk önce benim durmam gerekti. Tutunacağım kimse yoktu ve ilk defa onların bana çok tutunması lazımdı. Elden ele birbirimizi durdurduğumuz bir süreç olunca şimdi bakıyorum da tekrar neşeli günler başladı. Hafif flörtler, yüzler de bir gülmeler, geçmişi affetmeler. Kendi hatalarımızı konuşmaya başlamalar. Tamam dedik bir şeyler bu sefer bir şeyler olmaya başladı. Geçen canım ciğerim olan bir arkadaşa ya sana şunu ayarlayalım mı çok tatlı çocukmuş dedim. Yüzünde bir sıcacık gülümseme ''içim kıpır kıpır oldu'' dedi. Bu cümle çok güzeldi. En çok onun ne zaman yeşilleneceğini merak ediyordum. Amacım buraları Erich Fromm'un Sevme Sanatına çevirmek değil sakin olun! Ama olsa da fena olmaz hani. Birileri özellikle de bir kadın bunları yazdığında standart kadın değil diyorsunuz. Biraz korkutucu geliyor. Yahu nedir ki standart kadın, özgür kadın. Hepimiz aynı varoluşun temel özelliklerini taşımıyor muyuz? Ne var yani birbirimizi kaygısızca ve korkusuzca sevseydik? İlle de karşımızdakini kafamızdaki ve standartlarımızdaki kişi yapacağız sonra olmadı diye de ona şiddetle nefretimizi ve öfkemizi göstereceğiz. Sevgiden ve ilgiden mahrum edip uzaktan acaba istediğimiz gibi oluyor mu diye bakacağız? Denemelere tabi tutacağız defalarca, acaba bunla olur mu diye? Gerek var mı? Ben söyleyeyim hayır gerçekten gerek yok. Bütün bu yanılsamaların kendi zihnimizin esiri ve korkuları olduğunu görebilseydik gerek yoktu. Bu kadar taktiğe ve zorlamaya gerek yoktu. Hoyratça davranmazdık. Birbirimize her zaman güllerle gidebiliriz. Bu karşı taraf için bir şımarıklık duygusu yaratmazdı. Bu birbirimize güvenmenin başlangıcı olurdu. Sevmenin ve sevmeyi öğrenmenin de bir başlangıcı olurdu ama daha erillerimiz bundan korktu. Tam bu dönemlerde 7 yıllık ilişkisi biten ve aldatıldığını öğrenen bir arkadaşım daha sonra erkeğin evlilikten korktuğu için aldatmaya yeltendiği itirafını aldı. Neden korkmuştu? Kadının ondan daha iyi para kazanması ve düzenli bir hayatı olması sebebi. Şu yaşıma kadar bir kez 4 yıl süren bir ilişkim olmuştu. İlişkinin son senesinde muhteşem bir ilgisizlik vardı. Aralık ayında şöyle bir itiraf aldım benim sürekli uğraşlarımın olması, özgür olmam, ondan önce iş hayatı, yüksek lisansa başlamam. Şaka gibi! Şimdi sıcak bir tebessümle gülerek yazıyorum. Ve şefkatle. Ama uzaktan şefkat..Erillerin doğal seçilimden asla çıkamadıklarını gördüm. Tabi geç farkettik tüm bunları. Farkedince de daha bir özgürleştik. Kesinlikle doğru yol buydu. Yani bireyleşme sürecinde başarılarımız hayatımızdaki partnerler tarafından takdir edilmeyecek aksine küçümsenecekse zaten ne işimiz vardı ki..


Uzun bir giriş oldu ama güzel oldu, tüm bunları hazmetmek, hepimizin tek tek yeşillenmeye

başlaması zamana yayıldı elbette.. Arka fonda Spotify'den denk gelen çok tatlı bir şarkı


çalıyor. You are My Waterloo. Bu bir savaş adı. Hepimizin bir savaşı var sonuçta. Neymiş


diye baktım biri ekşide şöyle yazmış, hoşuma gitti aynen alıyorum. Savaşı da siz araştırın bir

zahmet.


'' Bahse konu olan savaşı bilen varsa eğer ne anlatmak istediğimi en iyi onlar anlayacaktır. hele ki Victor Hugo nun sefiller adlı romanında daha detaylı detaylara ulaşabilirsiniz, esası bile bile zarar edeceğinizi ve zarar göreceğinizi farkında olarak inat etmektir, her haliyle bu işten bu ilişkiden hiç bir şekilde bir çıkarınız olmaz lakin şartlar ve koşular sizi buna sürükler ve siz bunu kabul ederek bile bile lades derken inada inat edersiniz. Şarkı sözünü de gönül ilişkilerinde bu şekilde ele almak gerekir.''


Nezdimde sağlam bir cümle, ağır bir cümle ve anlamlıdır..


Buraya bağlı-varoluş doğamızdan gelmiştim. Bir yolu gördüm. Bugüne kadar rock and rollcu yol tutkularım da bitti böylece. Yolu görebilmek için acıya ihtiyacımız var. Acının kaynağı lazım. Acımıza dokunmaktan korkarsak, huzur, neşe ve kurtuluş yolunu gerçekleştiremeyiz.


Kaçmayın.


Acınıza dokunun ve onu kucaklayın. Onunla barışın.


Çünkü acının nasıl oluştuğunu öğrendiğiniz an, onu serbest bırakma yoluna da girmişsiniz demektir.


2 günlük salaşlık ve tembellik hakkımı kullanırım. Pazar günü çalışmaya devam..


Bağlı-varoluş doğası hepimizin birbirine oldukça benzediği ya da gördüğümüzün tamamen kendimiz olduğu doğasını anlatır. Yeterince derinleşmeyi başarabilirsek sevmek, sevilmek, öfke, nefret hepsinin kendimizde olduğunu görürüz.


Biri bana kızmış mı, kendine öncelikle kızgındır.

Biri beni sevmiş mi, önce kendini sevmeyi başarabilmiştir.

Biri beni tebrik etmiş mi, demek ki kendiyle barışıktır.

Biri bana çirkinsin mi dedi, kendini çirkin görüyordur.

Biri bana güzelsin mi dedi, kendisini güzel görüyordur.


Bugüne kadar size iyi ya da kötü kim ne dediyse tüm bu anlaşmaları iptal edin. Yolculuğunuz bir tek size özel. Bu yolculukta başarı ya da başarısızlık yoktur. Tecrübe, bol bol dersler ve şu zaman vardır sadece..


Bu yazıyı okuyan herkese şimdiden iyi bir tatil diliyorum. Okuduğu belki bir nebze de düşündüğü için teşekkür ediyorum..

ree









 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Başlık Bulamadım

Biz ölümlüler, Âdem ve Havva’nın çocukları olarak hayatı böyle yaşayabilir miyiz?İstikametini, akışını, yerini yurdunu bulmuş; serazat bir akışla kendi varlık nehrinde akan bir hayat… Ama arkadaşlar,

 
 
 

Yorumlar


  • Twitter
  • LinkedIn

©2020, S.Akin tarafından kurulmuştur.

bottom of page