Ara Sahne
- aksaliha
- 29 Eyl 2022
- 3 dakikada okunur
Biliyorum görünce beni hep tanıyordum diyeceksin. Rüyalarımda hep sen vardın, hep tanıyordum diyeceksin.
Yeni Türkü- Resim
Gençliğin ve olgunlaşma evresinin en güzel ara sahnelerine...Ve o kadına katlandığınız için teşekkürlerimle..
Merhaba...
Bir süredir yazmak için deliriyorum ancak gençliğimin ve tam bu denk gelen olgunlaşmaya evrilmeye yüz tutmuş her yerime hangi bağlamdan, hangi konudan, hangi çocukluk travmasından, hangi arkadaşlıktan, hangi sevgiliden, hangi yüzümü döndüğüm duygulardan, hangi gelecek düşümden tutunmaya davet edipte içeri buyur edecek ve sonra şefkatle yaklaşarak ve sonra onlarla yüzleşecek kadar cesaret bulmaya yeltendiğim her birine yetecek kadar gücü elde elde ettiğim bir yaklaşımda bu yazıyı yazsam bilemediğim ve her şey ve hiç biri olarak geldiğim ve aslında böyle de çok memnum olduğum ve aslında böyle tamam olduğum ve aslında böyle bir eksik ya da bir fazla olmadan burada olduğum eksiklerimle, tamamlayamayışımla, bitirdiklerimle, heyecanlarımla, defalarca üzüntülerimle, oldurmaya çalışıp olmadıklarımla işte bugüne kadar hepsi ve hiçbiriyle bildiklerimin ve bilmediklerimin...Buraya kadar tamam mıyız?
Uzun bir giriş oldu. Ben olsaydım bu girişi hem bir kaç kez okur hem çok anlamlandıramaz hem de iyi olabileceğini düşünürdüm. Neyse :) Astrolojik olarak 28-32 yaş arası olgunlaşıyormuşuz ve bu kimlik literatüründe de böyle. Yetişkin olabilmemiz bunu anlamamız 30'lu yaşları buluyor ve 30 yaşından sonra asıl olgunlaşma evremiz başlıyor. Ben hayatı her daim merakla ve ilgiyle kucaklayanım bence. Mutsuz olmayı pek sevmiyorum yani madem yaşıyoruz ve yaşamımıza kendi isteğimizle son vermek gibi bir niyetimiz yok o zaman neden keyif almayayım ki hayattan? İnsanın kendi tezahür gücünü ve aslında bir yerde düşündüklerini, korkularını en çok da korkularını yarattığını görebilseydi her insan her insan görebilseydi ve algılayabilseydi kendi etrafında olan biten her şeyin bir yerde kendi korkularını, kendi düşlerini, kendi tamamlanmamışlıklarının olabildiğini gerçekten görseydi ve bunu idrak edebilseydi hemen kendi üzerinde çalışmaya başlar, kendini yeniden inşa etmeye başlar ve tüm düşlerini değiştirirdi. Acı eşiğini yükseltirdi ve hayallerini inşa etmeye koyulurdu. Bunu ne yazık ki çoğumuz görmüyoruz ve kader dediğimiz şeyi aslında bizim yarattığımızı bilmiyoruz. Hayyam ''cennet de cehennem de burada'' derken çok haklıydı.
Bu gece bir arkadaş '' ah be yavrum normal kafayla yazılarına katlanamıyoruz bu kafayla nasıl olacak dedi gayet içten bir şekilde.''
Bunu okursa bir tebessüm eder diye düşünüyorum :)
Bu kadar yazasım geldi :) Kendimi hiç bir şey için zorlamadığım zamanlar... Bilemediğim yerlerde sözü ilahi plana bırakıyorum çünkü biliyorum ki ilahi plan benim planlarımdan her zaman daha büyük ve ne olmuyorsa çok daha iyisi olacağı için olmuyor. Olmayan her şey beni hep bir üst plana taşımak için gerçekleşir aslında geri planı anlayabiliyorsak.. Evrene teslimiyet, kendine teslimiyet bir cennettir bu dünyada.
Bu yeni ay güzel bir dönem, şifalı bir dönem. Korkuyla kaygıyla yüzleşiyor olabiliriz. Somut olarak her şey iyi olmayabilir. Sürecin üstesinden gelenlerin uzun vadede başarılı olacağını unutmayalım. Sonuç odaklı herkesin eridiği bir dünya burası. İçimiz neyse dış dünyada tezahür eden de her olay öyledir. Sadece başkasının beklediği öğrenilmiş başarıları konuşmayalım başarısızlıklarımızı savunmak ve bunun arkasında durabilmek çok daha ciddi bir meseledir ve bunu yapabilen çok az insan vardır. Buraya kadar ki kendimizi takdir edelim gerçekten kendimize teşekkür edelim içten bir şekilde! Kim ne söyleyecek, arkamızdan ne deniyor baskısından çıkalım. İnsanlar hep bir şey diyecek zaten. Kimse kendi içimizde ne kadar savaş verdiğimizi, nasıl kaygılar yarattığımız, nasıl hayaller kurduğumuzu bilmiyor. Kendimizi kendimizden yeniden doğuralım, bu sancılı bir süreç biliyorum ama her ne olursa olsun kendi sürecimiz. Kendimizi kabullendiğimizde özellikle eksik yanlarımızla, korkulu yanlarımızla, kötü yanlarımızla o gölgelerimizden kaçmaktan değil de o gölgelerimizle barıştığımız zamanda çok güçlü oluruz. Gölgelerimizi kabul edelim. Hatta önce lütfen gölgelerimizi tanıyalım. Çünkü kendi gölgelerini kovalayan bir insan ve onlardan kaçan bir insan asla onlara yetişemez. Kovalama ya da kaçma yok oysa ki hayatta. Durmaktan, kendi duygularımızı kapsamaktan keyif aldığımızda bir sürü şey bambaşka olacak.
Bu yeni aydaki kutularda '' 3 yaşında annemize gıcık olduğumuz bir an var. Birinde sevgilimiz varken etkilendiğimiz birinin yüzü var. Birinde yalan söylemek zorunda kaldığımız bir öğretmenimiz var. Birinde hiç öyle değilken daha havalı ve bakın ben de yaptım demek için gerçek olmayan bir instagram storysi var. Birinde ya o kadar kolay değilmiş diyen yanımız var. Birinde hiç konuşmadıklarımız ve hala o kutuyu hiç açmak istemeyişimiz var. Birinde babamızdan hala onay almak isteyen yanımız var. ''
Biraz Luna's Melody biraz ben karışımı
Ne olduğu ya da hangi kutuyu açmak istememiz önemli değil. Kutular var bir sürü. Ve yaşadığımız sürece tek tek açılacak. Bir ay bunlarla olacağız.
Haa bir de sevmek güzel bir şey. Burada Eric Fromm'luk yapmak istemem ama sevme sanatı mühim, özenli bir şey. Salt sevgiyi tadın. Salt sevilmek de çok güzel. Zamandan, uzaydan, mekandan bağımsız..
Heyyy bir ayın sonunda kendimizle kahvaltı yapmaya başlayacağız :) Kendinize alışın..
İyi geceler sayın okur...



Yorumlar